Augsburg/Almanya

Augsburg/Almanya

Bavyera’nın Münih ve Nürnberg’den sonra en kalabalık 3. şehri burası, Augsburg. Münih’e çok yakın, 79 km, tren yolculuğu pek keyifli oluyor.
Augsburg Almanya’nın en eski şehirlerinden biri, ben bu şehirden çok keyif aldım. Aynı zamanda Almanya’nın tarihi açısından önemli bir şehir ve önemli birçok yapı bulunuyor, dolayısıyla bu şehrin sokaklarında yürürken 10 kat daha mutluydum.
Bazı kısa bilgileri fotoğraflarla vereceğim;

Rathaus Augsburg’un belediye meydanı, burada gördüğünüz şahane bina da belediye binası 🙂 Noel pazarları Avrupa’nın her şehrinde merkezi meydanlara kurulduğu gibi, burada da Rathaus’da kuruluyor. Almanca Christkindlemarkt adı ile 🙂

Noel marketler tüm Avrupa’da Kasım ortasından itibaren kurulmaya başlayıp, Aralık ayının 24’üne kadar (şehirden şehre değişiklik gösterebilir) açık kalıyor. Bugünden sonra ise noel tatiline giriyorlar ve yeni yılı karşılıyorlar, Türkiye’de olanın aksine buralarda yılbaşı günü eğlenceleri pek yok, zannediyorum çoğunlukla herkes aileleriyle evlerinde toplanıyor.

Akşamları herkes işten ve okuldan çıkıp bu alanlarda buluşuyor, içeriğini sorarsanız kuruyemiş ve tatlılar, içki çeşitleri, eldiven-atkı-şapka çeşitleri satan standlar, noel dekorasyonu için bolca Hz. İsa ve Meryem Ana’lı objeler, ahşaplar, kar küreleri, takılar ama her şey noel zamanını anlatıyor 🙂 Dolayısıyla incelemeye gezmeye doyamıyorsunuz. Fotoğraflarda göreceksiniz. İnternette en güzel noel pazarları, Avrupa noel pazarları turu başlıklarında okuyabileceğiniz birçok içerik var, ben de bir sonraki gezimi turla yapmayı planlıyorum daha çok yer görebilmek için 🙂

Şehirde bol bol renkli yapılar var, tam fotoğraflamalık bir şehir,

Instagram paylaşımımda dikkat çeken ve sorulan bir konuya gelelim şimdi, Augsburg’daki Dom kilisesinde bir Osmanlı sancağı asılı, zamanında Osmanlılarla yapılan bir savaşta ele geçirilen bu sancak, 1689’da Prens Louis von Baden tarafından kiliseye asılması için Dom dekanına verilmiş. Bilgisini ben de internette araştırarak buldum.

Mozart’ın babasının doğduğu ev de Augsburg’da müze haline getirilmiş, girerken bir kulaklık alıp farklı dillerde hikayeyi dinleyerek evi gezebiliyorsunuz, ancak Türkçe seçeneği yok. Ve çıkışta hediyelik eşyalardan alıp hatıra defterine bir şeyler yazabiliyorsunuz. Giden olursa benim yazımı da bulsun 🙂

Farklı ülkelere gittiğimde market ürünlerini incelemeye bayılıyorum bizim kültürümüzden farklı neler var diye 🙂

En basit markete veya mağazaya bile girdim mi çıkamıyorum, her yer süslü ruhum güzelleşti. Bizde yeni yeni alışkanlık oluşturan yılbaşı hediyesi hazırlama buralarda gelenek haline geldiği için her yer paketleme ve süsleme eşyalarıyla, hediyeliklerle dolu. Fiyatlar çok uygun, 25 cent’e bile hediye süslemeleri var. Filmlerdeki gibi herkesin birbirine hediye alıp hazırladığı bir dönemi burada yaşadığım için, bu tatlı koşuşturma ve telaşların içinde bulunduğum için çok mutluyum 🙂

Alman yemeklerini pek sevmediğim için ve damak tadıma da uygun olmadıkları için genelde Türk restoranlarındaydım. Alman yemekleri hakkında öneri veremiyorum 🙂 Ama şiddetle önereceğim şey, yemek yemeye geldiğimiz Erciyes Restoran! Yine sevdiğim güzel yapılı binalardan birinde açılmış, Kayseri’ye özgü olan Develi pidesi yedik ve Ankara’da bu kadar güzelini yememiştim 🙂 Çok kaliteli bir restoran olmuş. Yolunuz Augsburg’a düştüyse mutlaka öneririm. Adresi Ulmer Str. 35, 86154 Augburg olarak geçiyor.

Bunun dışında burada yiyebileceğiniz ve mutlaka deneyin dediğim şeyler aslında tüm Almanya’ya özgü şeyler, Bretzel, Krapfen(Berliner), ayrıca yılbaşı yaklaşırken tüm Almanya’da satışa sunulan Lebkuchen kurabiyelerden de yemeden dönmeyin. Ankara’ya dönünce çok ufaklarının Rossmann’larda 7.99 tlye satıldığını gördüm sanırım bu yıl ilk kez gelmiş 🙂

Ve kesinlikle Rathaus Henry’s’deki elmalı tatlıyı deneyin 🙂 Menüdeki ismini hatırlayamıyorum ama Desserts(tatlılar) altında apfel(elma) yazan bir tatlı görürseniz söyleyin gitsin 🙂

En fazla Augsburg’da kaldığımız için en çok bu şehir ve bu şehrin insanlarıyla ilgili gözlemlerim oluştu; bu geziden bana kalan en önemli his, çok soğuk, sürekli hava kapalı ve kasvetli olmasına rağmen, sokakta yürürken, alışveriş yaparken, birine yol verirken bile herkesin birbirine gülümseyerek selam vermesi ve nezaketi oldu. Türk insanı olarak ne yazık ki kaybettiğimiz bu incelikler beni bu gezi boyunca huzura boğdu. Hava buz gibi, kasvetli, soğuktan sokakta bile yürüyemiyorsunuz (ki ben Ankara’lıyım düşünün :)) ama huzurlu ve sıcacık bir samimiyet hissediyorsunuz. Bulunduğunuz ortamın hissettirdiği duygu her şeydir.

Benim için çok güzel anılarla hatırlayacağım değerli bir gezi oldu, tekrar gitmek için sabırsızlanıyorum. Yeni yazımı bitirene kadar sizi Augsburg’dan fotoğraflarla başbaşa bırakıyorum …



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir