Eskişehir/Sazova Parkı

Eskişehir/Sazova Parkı

Uzun zamandır görmek istiyordum Sazova Parkı’nı. Bir günlük hızlandırılmış ziyaret sonrası gördüklerimi ve tecrübe ettiklerimi yazmak istedim,

Ankara’dan Eskişehir’e hızlı trenle gitmeye karar verdik. Bileti kesinlikle önceden almanız gerekiyor son dakikaya bırakmanızı önermem. Zaten Ankara-Eskişehir treni çok çabuk doluyor yer bulmak zor.

Kolayca trenimize binip yola çıktık. Yolculuk 1,5 saat kadar sürüyor. Yanınıza kitap almanız güzel fikir olur 🙂 Ücretsiz wifi var fakat giderken de dönerken de sağlıklı şekilde bağlanıp kullanamadım tabi ki 🙂 Kullandığım tek özellik koltukların ortasındaki prizdi 🙂

Eskişehir’in tren garı şehir merkezinde. İnip yürüdüğümüz sırada etrafa baktım. İlk izlenimim Ankara’dan daha medeni bir yer olduğu oldu. Ankara’da son zamanlarda en nefret ettiğim durumlardan biri, sokakta yürürken herkesin birbirini görmezden gelmesi, sık sık önüne bakmayan ve başkalarını umursamayan insanlarla çarpışmamak için çekilmek zorunda kalmak. Eskişehir’de böyle bir durumla karşılaşmadığım için ben sokakta yürürken huzuru ve sakinliği hissettim. Ayrıca bisiklet süren orta yaşlı insanların çoğunlukta olması yüzümü hep gülümsetti, Porsuk Çayı’nın önünde park etmiş bisikletleri gördükçe Amsterdam aklıma geldi 🙂

Merkezdeki her büfe ve tekel bayide ulaşımda kullanabileceğiniz eskartı bulabilirsiniz. Biz de öyle aldık, 5 kişiydik, tek bir bilet alıp içine 50 TL kadar yükledik, bütün gün tüm ulaşımımıza yetti.

Sazova Parkı’na merkezden malesef direk giden bir yol yokmuş, mutlaka aktarma yapmak zorundaydık, öncelikli amacımız kahvaltı yapmak olduğu için ilk durağımız tramvaya binip Odunpazarı’nda inmek oldu. Kahvaltımızı yapıp tekrar yola koyulduk.

Fazla zamanımız olmadığı için kahvaltıdan sonra Odunpazarı’ndan otobüse binip Sazova’nın yolunu tuttuk. Net olarak söylüyorum bu kadar ufak bir rotaya bile bir gün yetmedi. Mutlaka en az bir haftasonu ayrılmalıymış. Otobüse binerken Sazova Parkı’nda inmek istediğinizi söyleyin çünkü parkın girişinde Sazova Parkı yazdığını göremedik, ama bu girişi göreceksiniz işte 🙂 otobüs de biraz gerisinde duruyor zaten.

Çok yeşillikli ve güzel düşünülmüş bir alan olduğunu söyleyebilirim. Girip biraz yürüdüğünüzde sağ tarafınızda Miniatürk, Sol tarafınızda Masal şatosu ve Korsan evinin bulunduğu alan olacak. Sağ tarafın ilerisinde de Uzay evi, Bilim deney merkezi ve Hayvanat bahçesi bulunuyor. Akvaryum da hayvanat bahçesi içinde zaten 🙂
Bütün park çok temizdi ve her yerde bu pet şişe çöplerini gördüm bayıldım.

Üzülerek söylüyorum ki kalabalık bir grupla gittiğimiz ve yorulduğumuz için, bazı bölümler de erken kapandığı için her alanı gezemedik. Bir kez daha gitmeyi ve zaman kısıtlaması olmadan detaylı gezmeyi çok istiyorum.
Ayrıca belirtmekte fayda var ki pazartesi günleri diğer müzeler gibi burası da kapalı oluyor 🙂

Sazova Parkı’na giriş ücretsiz. Ama içerideki bölümlerin girişleri çok uygun miktarlarda değişiyor 🙂 ki bu bize çok mantıklı geldi hangi bölümleri gezecekseniz sadece onun ücretini ödeyeceksiniz ve fiyatlar gerçekten uygun.
Esminyatürk; Önemli Türk mimarilerinin ve İslami mimariden etkilenmiş Dünyaca ünlü yapıların minyatürlerinin bulunduğu açık hava sergisi.
Sabancı Uzay Evi; uzayla ilgili çeşitli görsel şovlar ve gösterimler yapılan bu bina Sabancı Vakfı tarafından desteklenmiş 🙂
Bilim Deney Merkezi; özellikle çocuklar için deneyerek öğrenebilecekleri bir bilim alanı olarak düzenlenmiş.
Korsan Gemisi; içinde çocuklar için çeşitli bölümler bulunuyor. Kaptan köşkü, zindan, mutfak gibi gezilebilecek kısımlar mevcut.

Masal Şatosu; en çok görmek istediğim yerdi, malesef zamanımız yetmedi ve 17.00’de kapanıyormuş zaten. Çok övdükleri kısmı teras katı ve hediyelik eşya satılan kısmı. Bir gün o terastan manzarayı izleyeceğim ve sizin için de güzel fotoğraflar çekeceğim 🙂


Hayvanat Bahçesi ve Sualtı Dünyası; iki bölüm de aynı alanda, girişi sadece 10 TL, öğrenci 5 TL. Hayvanları bir alana kapatmaya karşıyım ama burada doğal alanlarına ve temizliğe o kadar önem verilmiş ki, geniş geniş içeride ve dışarıda yaşam alanları var, sular tertemiz, bu bizi çok mutlu etti. Zaten gezimiz boyunca o kadar çok çalışan temizlik görevlisi gördük ki iyi bakılan bir yer olduğu çok belli herkesin emeğine teşekkür edelim burdan 🙂 Çizgi filmlerde gördüğümüz birçok hayvanı görme imkanı bulduk burada. Çok keyifliydi.

Gezerken takip etmeniz gereken rota güzelce belirlenmiş ve yönlendirmeler yapılıyor. Ferah bir alan, rahat geziliyor. Hava sıcakken geldiğimiz için bazı hayvanlar güneşe çıkmayıp iç alanlarda dinleniyordu 🙂

Bana göre gezimizin en güzel anı Hayvanat bahçesi içindeki Japon Parkı’nı buluşumuzdu, şu güzelliğe bakar mısınız… Kuğular sessiz sakin yüzüyordu, bizi görünce şov yapıp bize kadar hızlıca yüzdüler. Yine suda ufak kaplumbağa ailesi bile gördük, su tertemizdi ve insanlardan kilometrelerce uzaktaymışız gibi huzur doluydu, oradan ayrılışımız çok zor oldu 🙂

Hayvanat bahçesinde de Sualtı Dünyası’nda da çok güzel bilgilendirmeler verilmişti. Özellikle ilgi alanım olsa saatlerce okumaktan dışarı çıkamazdım 🙂 düzenleme gerçekten güzel olmuş.

Tren turu; Eski ve çok şirin bir tren 15 dakikada bir Sazova Parkı içinden kalkıyor, biz diğer tarafa çok zaman ayırdığımız için trenin olduğu taraftaki Korsan Gemisi ve Masal Şatosu’na vaktimiz kalmamıştı, trene binip içeriyi turlayalım bari dedil. Kişi başı 2,5 TL ödeyerek bilet aldık. Bütün o alanı gezdirdi ve Masal Şatosu önünde de bir durağı vardı 🙂 Kapanmak üzere olduğu için giremedik turumuzu atıp parktan çıktık.

Sazova Parkı’nı ikiye ayıran giriş bölümünde hediyelik eşya alabileceğiniz, oturup çay kahve içebileceğiniz veya atıştırmalık bir şeyler yiyebileceğiniz büfeler bulunuyor. Tabi ki biz de hatıra olarak bir şeyler aldık, bir şeyler atıştırdık ve hala unutamadığım güzellikteki fincan setinde türk kahvesi içtik.

Dönüşte yine parktan çıkıp yolun karşısından otobüse bindik, Odunpazarı’nda indik. Merkeze giden bir tramvaya atladık ve tren garına yakın bir parkta çay içip trenimize yürüdük.

Eskişehir’i eleştireceğim nokta ise ulaşım oldu malesef, otobüs ve tramvayı tüm gün çok bekledik. Hele Sazova’dan Odunpazarı’na dönüşte bayılmak üzereydim ki otobüs geldi ve tıklım tıklım doldu. Tramvay da akşam saatlerinde aynı şekildeydi. Sanırım daha çok sefer konması gerekiyor ama orda yaşayanlar böyle memnunsa bilemem 🙂 benim kısa günde görüp fark ettiğim eksiklik buydu.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir